Makaleler

Makaleler

Makaleler

Makaleler

Makaleler

Makaleler

Makaleler

Makaleler

Boşanmada Ziynet Eşyası Davaları: Hangi Altınlar Kime Aittir? İspat Yükü Kimdedir?

GİRİŞ: BOŞANMA DAVALARINDA ZİYNET EŞYASI UYUŞMAZLIKLARININ HUKUKİ NİTELİĞİ

Boşanma davaları, evlilik birliğinin sona ermesinin yanı sıra, eşler arasındaki maddi ve hukuki ilişkilerin çözümlenmesini de gerektiren karmaşık süreçlerdir. Bu süreçte en sık karşılaşılan ve uygulamada önemli uyuşmazlıklara yol açan konulardan biri de ziynet eşyası talepleridir. Ziynet eşyası, genellikle düğün merasimlerinde takılan, altın, mücevher ve benzeri değerli eşyaları ifade eder.

Ziynet eşyalarının hukuki niteliği, Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümleri kapsamında belirlenir. TMK m. 220/1 hükmü uyarınca, eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar "kişisel mal" sayılır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları, düğün takıları da dahil olmak üzere, kadına özgülenen ziynet eşyalarını bu kapsamda değerlendirerek, bunların mülkiyetinin evliliğin başlangıcından itibaren kadına ait olduğunu kabul etmektedir. Bu nedenle ziynet eşyası davası, mal rejiminin tasfiyesi davasından (katılma alacağı) ayrı tutulur ve mülkiyeti zaten kadına ait olan kişisel eşyanın iadesi veya bedelinin tahsilini amaçlar.

1. ZİYNET EŞYASININ HUKUKİ DAYANAĞI VE MÜLKİYETİN AİDİYETİ

Ziynet eşyası taleplerinin temel dayanağı, TMK’nın kişisel mal hükümleri ve yerleşik örf ve adet hukukudur.

1.1. Kişisel Mal Niteliği

TMK’nın 220. maddesi uyarınca, eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar kişisel maldır. Bu kişisel mallar, mal rejiminin tasfiyesi dışında tutulur ve diğer eşin bu mal üzerinde artık değere katılma alacağı hakkı bulunmaz.

1.2. Örf ve Adet Hukukunun Belirleyiciliği ve Güncel İçtihat Değişikliği

Ziynet eşyalarının aidiyeti konusunda mevzuatta açık bir hüküm bulunmadığından, bu konuda örf ve adet hukuku uygulanır. Yargıtay'ın uzun yıllar süren yerleşik uygulamasına göre, kural olarak, düğün sırasında takılan ziynet eşyası, kim tarafından ve hangi eşe takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma veya örf ve adet kuralı olmadığı takdirde kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malı kabul edilirdi (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2017/1038, Karar No: 2021/458, T. 13.04.2021).

Ancak, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu, toplumsal ve ekonomik ilişkilerin dinamik yapısı nedeniyle içtihat değişikliğine gitmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin yeni ilkesel görüşüne göre:

  • Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir.
  • Anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir.
  • Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/10041, Karar No: 2025/3216, T. 07.04.2025) (; ).
  • Ziynetler içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Özgü olma konusunda çekişme varsa bilirkişi incelemesi yapılmalıdır.

Bu yeni içtihat, erkeğe takılan çeyrek altın veya yarım cumhuriyet altını gibi kadına özgü olmayan takıların, aksi ispatlanmadıkça erkeğin kişisel malı olarak kabul edilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.

2. İSPAT YÜKÜ VE KARİNENİN ÇÜRÜTÜLMESİ

Ziynet eşyası davalarında ispat yükü, TMK m. 6 ve HMK m. 190 uyarınca, iddia edilen vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

2.1. Kadın Eşin İspat Yükü ve Karinenin Oluşumu

Davacı (kadın) eş, öncelikle ziynetlerin varlığını (cins, sayı, nitelik ve miktar olarak) ve bu ziynetlerin kendi himayesinden çıkarak erkek eşin himayesine girdiğini şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlamakla yükümlüdür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2017/2715, Karar No: 2021/360, T. 30.03.2021).

Ziynet eşyalarının rahatlıkla saklanabilen ve taşınabilen eşyalar olmasından hareketle, olağan olanın bu eşyaların kadın eşin himayesinde bulunması yönünde bir fiili karine mevcuttur. Bu karinenin aksini iddia eden kadın eşin, ziynetleri evden ayrılırken yanında götürmediğini veya zorla elinden alındığını ispatlaması gerekir. Özellikle şiddet nedeniyle evden ayrılmak zorunda kalan kadının, ziynet eşyalarını alamadığı tanık beyanları veya ceza mahkemesi kararıyla ispatlanırsa, ziynetlerin davalıda kaldığı kabul edilir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, Esas No: 2012/17356, Karar No: 2013/9304, T. 28.05.2013).

2.2. İspat Yükünün Erkek Eşe Geçmesi ve İade Yükümlülüğünden Kurtulma Şartları

Kadın eş, ziynetlerin erkek eşin zilyetliğine geçtiğini ispatladığı anda, ispat yükü erkeğe geçer. Bu durumda, erkek eşin iade yükümlülüğünden kurtulabilmesi için, ziynetlerin:

  • İade edilmek üzere değil, iade şartı olmaksızın alındığını, VEYA
  • Kadının tamamen kendi rızasıyla ve geri istenmemek üzere müşterek ihtiyaçlar için harcandığını somut delillerle kanıtlaması gerekir (; ).

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, erkek eşin "ziynetlerin bozdurularak harcandığı" yönündeki beyanının, kadının rızasıyla bozdurulduğunu ispat etmediği sürece iade yükümlülüğünden kurtulmak için yeterli olmadığını açıkça belirtmiştir.

Eğer erkek eş, ziynetlerin emanet olarak alındığını iddia ederse, Yargıtay, düğünde takılan kadına özgü ziynet eşyalarının kaynağı ne olursa olsun (emanet dahi olsa) kadının kişisel malı olduğu yönündeki yerleşik içtihadı uygulamaktadır. Bu durumda, emanet alındığı iddia edilen ziynetler yönünden de kabul kararı verilmesi gerekir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2024/4997, Karar No: 2025/2198, T. 03.03.2025).

3. ZAMANAŞIMI VE HÜKMÜN İNFAZ EDİLEBİLİRLİĞİ

3.1. Zamanaşımı Süresi

Ziynet alacağı davası, mülkiyet hakkına dayanan bir istihkak davası niteliğinde olduğundan, eşyaların mevcut olması halinde zamanaşımı söz konusu olmaz. Ancak, eşyaların mevcut olmadığı ve istemin bedel (tazminat) alacağına dönüştüğü durumlarda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 146. maddesinde belirlenen on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, Esas No: 2012/14164, Karar No: 2013/7518, T. 29.04.2013).

TMK m. 178'de düzenlenen boşanmaya bağlı dava haklarına ilişkin bir yıllık zamanaşımı süresi, ziynet alacağı davalarında uygulanmaz.

TBK m. 153/3 hükmü gereğince, evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirlerinden olan alacakları için zamanaşımı süreleri işlemeye başlamaz veya başlamışsa durur. Bu nedenle, zamanaşımı süresi boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2020/317, Karar No: 2020/5382, T. 24.09.2020).

3.2. Kusurun Ziynet Talebine Etkisi

Ziynet eşyası davası, mülkiyet hakkına dayandığından, boşanma davasındaki kusur durumu bu talebi etkilemez. Yargıtay, boşanmaya neden olan olaylarda kusurlu olan tarafın dahi, kendisine ait olan kişisel mal niteliğindeki ziynet eşyalarının iadesini talep etme hakkına sahip olduğu yönünde istikrar kazanmış içtihatlara sahiptir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/2568, Karar No: 2023/5301, T. 08.11.2023).

3.3. Hükmün İnfaz Edilebilirliği ve Değerleme Anı

Ziynet eşyalarının aynen iadesinin mümkün olmadığı durumlarda, mahkeme bedelinin tahsiline karar verir. Ziynet eşyalarının bedeli talep edilmişse, esas alınacak değer, dava tarihindeki değerdir.

Mahkeme, HMK m. 297/2 uyarınca, hüküm altına aldığı ziynet eşyalarının cins, nitelik, miktar ve değerlerini (gram, ayar, TL karşılığı) ayrı ayrı göstermek zorundadır. Bu, hükmün açık ve infaz edilebilir olması için kritik öneme sahiptir. Hükümde ziynetlerin gram ve ayarlarının belirtilmemesi, kararın icra edilebilmesi açısından belirsizlik yaratır ve bozma sebebidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2020/939, Karar No: 2020/1624, T. 27.02.2020). Bu tespiti yapabilmek için bilirkişi raporunun denetime elverişli olması şarttır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2018/7058, Karar No: 2018/14308, T. 11.12.2018).

SONUÇ

Boşanma davalarında ziynet eşyası talepleri, kadının mülkiyet hakkını koruyan özel bir hukuki statüye sahiptir. Yargıtay'ın güncel içtihatları, düğün takılarının aidiyetini belirlerken, kadına özgü olanlar dışındaki ziynetlerin takılan eşe ait olacağı yönünde yeni bir yaklaşım benimsemiştir.

Ziynetlerin erkek eşin zilyetliğine geçtiğini ispat yükü kadına ait iken, erkek eşin iade yükümlülüğünden kurtulabilmesi için, ziynetleri iade şartı olmaksızın ve kadının rızasıyla harcadığını somut delillerle kanıtlaması gerekir. Bu ispat yükü yerine getirilemediği sürece, ziynetlerin bedelinin (dava tarihindeki değeri üzerinden) iadesine karar verilmesi gerekmektedir. Ziynet alacağı davalarında on yıllık genel zamanaşımı süresi, boşanma kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.

 

Boşanmada Ziynet Eşyası Davaları: Hangi Altınlar Kime Aittir? İspat Yükü Kimdedir?

GİRİŞ: BOŞANMA DAVALARINDA ZİYNET EŞYASI UYUŞMAZLIKLARININ HUKUKİ NİTELİĞİ

Boşanma davaları, evlilik birliğinin sona ermesinin yanı sıra, eşler arasındaki maddi ve hukuki ilişkilerin çözümlenmesini de gerektiren karmaşık süreçlerdir. Bu süreçte en sık karşılaşılan ve uygulamada önemli uyuşmazlıklara yol açan konulardan biri de ziynet eşyası talepleridir. Ziynet eşyası, genellikle düğün merasimlerinde takılan, altın, mücevher ve benzeri değerli eşyaları ifade eder.

Ziynet eşyalarının hukuki niteliği, Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümleri kapsamında belirlenir. TMK m. 220/1 hükmü uyarınca, eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar "kişisel mal" sayılır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları, düğün takıları da dahil olmak üzere, kadına özgülenen ziynet eşyalarını bu kapsamda değerlendirerek, bunların mülkiyetinin evliliğin başlangıcından itibaren kadına ait olduğunu kabul etmektedir. Bu nedenle ziynet eşyası davası, mal rejiminin tasfiyesi davasından (katılma alacağı) ayrı tutulur ve mülkiyeti zaten kadına ait olan kişisel eşyanın iadesi veya bedelinin tahsilini amaçlar.

1. ZİYNET EŞYASININ HUKUKİ DAYANAĞI VE MÜLKİYETİN AİDİYETİ

Ziynet eşyası taleplerinin temel dayanağı, TMK’nın kişisel mal hükümleri ve yerleşik örf ve adet hukukudur.

1.1. Kişisel Mal Niteliği

TMK’nın 220. maddesi uyarınca, eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar kişisel maldır. Bu kişisel mallar, mal rejiminin tasfiyesi dışında tutulur ve diğer eşin bu mal üzerinde artık değere katılma alacağı hakkı bulunmaz.

1.2. Örf ve Adet Hukukunun Belirleyiciliği ve Güncel İçtihat Değişikliği

Ziynet eşyalarının aidiyeti konusunda mevzuatta açık bir hüküm bulunmadığından, bu konuda örf ve adet hukuku uygulanır. Yargıtay'ın uzun yıllar süren yerleşik uygulamasına göre, kural olarak, düğün sırasında takılan ziynet eşyası, kim tarafından ve hangi eşe takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma veya örf ve adet kuralı olmadığı takdirde kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malı kabul edilirdi (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2017/1038, Karar No: 2021/458, T. 13.04.2021).

Ancak, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu, toplumsal ve ekonomik ilişkilerin dinamik yapısı nedeniyle içtihat değişikliğine gitmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin yeni ilkesel görüşüne göre:

  • Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir.
  • Anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir.
  • Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/10041, Karar No: 2025/3216, T. 07.04.2025) (; ).
  • Ziynetler içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Özgü olma konusunda çekişme varsa bilirkişi incelemesi yapılmalıdır.

Bu yeni içtihat, erkeğe takılan çeyrek altın veya yarım cumhuriyet altını gibi kadına özgü olmayan takıların, aksi ispatlanmadıkça erkeğin kişisel malı olarak kabul edilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.

2. İSPAT YÜKÜ VE KARİNENİN ÇÜRÜTÜLMESİ

Ziynet eşyası davalarında ispat yükü, TMK m. 6 ve HMK m. 190 uyarınca, iddia edilen vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

2.1. Kadın Eşin İspat Yükü ve Karinenin Oluşumu

Davacı (kadın) eş, öncelikle ziynetlerin varlığını (cins, sayı, nitelik ve miktar olarak) ve bu ziynetlerin kendi himayesinden çıkarak erkek eşin himayesine girdiğini şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlamakla yükümlüdür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2017/2715, Karar No: 2021/360, T. 30.03.2021).

Ziynet eşyalarının rahatlıkla saklanabilen ve taşınabilen eşyalar olmasından hareketle, olağan olanın bu eşyaların kadın eşin himayesinde bulunması yönünde bir fiili karine mevcuttur. Bu karinenin aksini iddia eden kadın eşin, ziynetleri evden ayrılırken yanında götürmediğini veya zorla elinden alındığını ispatlaması gerekir. Özellikle şiddet nedeniyle evden ayrılmak zorunda kalan kadının, ziynet eşyalarını alamadığı tanık beyanları veya ceza mahkemesi kararıyla ispatlanırsa, ziynetlerin davalıda kaldığı kabul edilir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, Esas No: 2012/17356, Karar No: 2013/9304, T. 28.05.2013).

2.2. İspat Yükünün Erkek Eşe Geçmesi ve İade Yükümlülüğünden Kurtulma Şartları

Kadın eş, ziynetlerin erkek eşin zilyetliğine geçtiğini ispatladığı anda, ispat yükü erkeğe geçer. Bu durumda, erkek eşin iade yükümlülüğünden kurtulabilmesi için, ziynetlerin:

  • İade edilmek üzere değil, iade şartı olmaksızın alındığını, VEYA
  • Kadının tamamen kendi rızasıyla ve geri istenmemek üzere müşterek ihtiyaçlar için harcandığını somut delillerle kanıtlaması gerekir (; ).

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, erkek eşin "ziynetlerin bozdurularak harcandığı" yönündeki beyanının, kadının rızasıyla bozdurulduğunu ispat etmediği sürece iade yükümlülüğünden kurtulmak için yeterli olmadığını açıkça belirtmiştir.

Eğer erkek eş, ziynetlerin emanet olarak alındığını iddia ederse, Yargıtay, düğünde takılan kadına özgü ziynet eşyalarının kaynağı ne olursa olsun (emanet dahi olsa) kadının kişisel malı olduğu yönündeki yerleşik içtihadı uygulamaktadır. Bu durumda, emanet alındığı iddia edilen ziynetler yönünden de kabul kararı verilmesi gerekir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2024/4997, Karar No: 2025/2198, T. 03.03.2025).

3. ZAMANAŞIMI VE HÜKMÜN İNFAZ EDİLEBİLİRLİĞİ

3.1. Zamanaşımı Süresi

Ziynet alacağı davası, mülkiyet hakkına dayanan bir istihkak davası niteliğinde olduğundan, eşyaların mevcut olması halinde zamanaşımı söz konusu olmaz. Ancak, eşyaların mevcut olmadığı ve istemin bedel (tazminat) alacağına dönüştüğü durumlarda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 146. maddesinde belirlenen on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, Esas No: 2012/14164, Karar No: 2013/7518, T. 29.04.2013).

TMK m. 178'de düzenlenen boşanmaya bağlı dava haklarına ilişkin bir yıllık zamanaşımı süresi, ziynet alacağı davalarında uygulanmaz.

TBK m. 153/3 hükmü gereğince, evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirlerinden olan alacakları için zamanaşımı süreleri işlemeye başlamaz veya başlamışsa durur. Bu nedenle, zamanaşımı süresi boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2020/317, Karar No: 2020/5382, T. 24.09.2020).

3.2. Kusurun Ziynet Talebine Etkisi

Ziynet eşyası davası, mülkiyet hakkına dayandığından, boşanma davasındaki kusur durumu bu talebi etkilemez. Yargıtay, boşanmaya neden olan olaylarda kusurlu olan tarafın dahi, kendisine ait olan kişisel mal niteliğindeki ziynet eşyalarının iadesini talep etme hakkına sahip olduğu yönünde istikrar kazanmış içtihatlara sahiptir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/2568, Karar No: 2023/5301, T. 08.11.2023).

3.3. Hükmün İnfaz Edilebilirliği ve Değerleme Anı

Ziynet eşyalarının aynen iadesinin mümkün olmadığı durumlarda, mahkeme bedelinin tahsiline karar verir. Ziynet eşyalarının bedeli talep edilmişse, esas alınacak değer, dava tarihindeki değerdir.

Mahkeme, HMK m. 297/2 uyarınca, hüküm altına aldığı ziynet eşyalarının cins, nitelik, miktar ve değerlerini (gram, ayar, TL karşılığı) ayrı ayrı göstermek zorundadır. Bu, hükmün açık ve infaz edilebilir olması için kritik öneme sahiptir. Hükümde ziynetlerin gram ve ayarlarının belirtilmemesi, kararın icra edilebilmesi açısından belirsizlik yaratır ve bozma sebebidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2020/939, Karar No: 2020/1624, T. 27.02.2020). Bu tespiti yapabilmek için bilirkişi raporunun denetime elverişli olması şarttır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2018/7058, Karar No: 2018/14308, T. 11.12.2018).

SONUÇ

Boşanma davalarında ziynet eşyası talepleri, kadının mülkiyet hakkını koruyan özel bir hukuki statüye sahiptir. Yargıtay'ın güncel içtihatları, düğün takılarının aidiyetini belirlerken, kadına özgü olanlar dışındaki ziynetlerin takılan eşe ait olacağı yönünde yeni bir yaklaşım benimsemiştir.

Ziynetlerin erkek eşin zilyetliğine geçtiğini ispat yükü kadına ait iken, erkek eşin iade yükümlülüğünden kurtulabilmesi için, ziynetleri iade şartı olmaksızın ve kadının rızasıyla harcadığını somut delillerle kanıtlaması gerekir. Bu ispat yükü yerine getirilemediği sürece, ziynetlerin bedelinin (dava tarihindeki değeri üzerinden) iadesine karar verilmesi gerekmektedir. Ziynet alacağı davalarında on yıllık genel zamanaşımı süresi, boşanma kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.

 

Boşanmada Ziynet Eşyası Davaları: Hangi Altınlar Kime Aittir? İspat Yükü Kimdedir?

GİRİŞ: BOŞANMA DAVALARINDA ZİYNET EŞYASI UYUŞMAZLIKLARININ HUKUKİ NİTELİĞİ

Boşanma davaları, evlilik birliğinin sona ermesinin yanı sıra, eşler arasındaki maddi ve hukuki ilişkilerin çözümlenmesini de gerektiren karmaşık süreçlerdir. Bu süreçte en sık karşılaşılan ve uygulamada önemli uyuşmazlıklara yol açan konulardan biri de ziynet eşyası talepleridir. Ziynet eşyası, genellikle düğün merasimlerinde takılan, altın, mücevher ve benzeri değerli eşyaları ifade eder.

Ziynet eşyalarının hukuki niteliği, Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümleri kapsamında belirlenir. TMK m. 220/1 hükmü uyarınca, eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar "kişisel mal" sayılır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları, düğün takıları da dahil olmak üzere, kadına özgülenen ziynet eşyalarını bu kapsamda değerlendirerek, bunların mülkiyetinin evliliğin başlangıcından itibaren kadına ait olduğunu kabul etmektedir. Bu nedenle ziynet eşyası davası, mal rejiminin tasfiyesi davasından (katılma alacağı) ayrı tutulur ve mülkiyeti zaten kadına ait olan kişisel eşyanın iadesi veya bedelinin tahsilini amaçlar.

1. ZİYNET EŞYASININ HUKUKİ DAYANAĞI VE MÜLKİYETİN AİDİYETİ

Ziynet eşyası taleplerinin temel dayanağı, TMK’nın kişisel mal hükümleri ve yerleşik örf ve adet hukukudur.

1.1. Kişisel Mal Niteliği

TMK’nın 220. maddesi uyarınca, eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar kişisel maldır. Bu kişisel mallar, mal rejiminin tasfiyesi dışında tutulur ve diğer eşin bu mal üzerinde artık değere katılma alacağı hakkı bulunmaz.

1.2. Örf ve Adet Hukukunun Belirleyiciliği ve Güncel İçtihat Değişikliği

Ziynet eşyalarının aidiyeti konusunda mevzuatta açık bir hüküm bulunmadığından, bu konuda örf ve adet hukuku uygulanır. Yargıtay'ın uzun yıllar süren yerleşik uygulamasına göre, kural olarak, düğün sırasında takılan ziynet eşyası, kim tarafından ve hangi eşe takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma veya örf ve adet kuralı olmadığı takdirde kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malı kabul edilirdi (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2017/1038, Karar No: 2021/458, T. 13.04.2021).

Ancak, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu, toplumsal ve ekonomik ilişkilerin dinamik yapısı nedeniyle içtihat değişikliğine gitmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin yeni ilkesel görüşüne göre:

  • Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir.
  • Anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir.
  • Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/10041, Karar No: 2025/3216, T. 07.04.2025) (; ).
  • Ziynetler içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Özgü olma konusunda çekişme varsa bilirkişi incelemesi yapılmalıdır.

Bu yeni içtihat, erkeğe takılan çeyrek altın veya yarım cumhuriyet altını gibi kadına özgü olmayan takıların, aksi ispatlanmadıkça erkeğin kişisel malı olarak kabul edilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.

2. İSPAT YÜKÜ VE KARİNENİN ÇÜRÜTÜLMESİ

Ziynet eşyası davalarında ispat yükü, TMK m. 6 ve HMK m. 190 uyarınca, iddia edilen vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

2.1. Kadın Eşin İspat Yükü ve Karinenin Oluşumu

Davacı (kadın) eş, öncelikle ziynetlerin varlığını (cins, sayı, nitelik ve miktar olarak) ve bu ziynetlerin kendi himayesinden çıkarak erkek eşin himayesine girdiğini şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlamakla yükümlüdür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2017/2715, Karar No: 2021/360, T. 30.03.2021).

Ziynet eşyalarının rahatlıkla saklanabilen ve taşınabilen eşyalar olmasından hareketle, olağan olanın bu eşyaların kadın eşin himayesinde bulunması yönünde bir fiili karine mevcuttur. Bu karinenin aksini iddia eden kadın eşin, ziynetleri evden ayrılırken yanında götürmediğini veya zorla elinden alındığını ispatlaması gerekir. Özellikle şiddet nedeniyle evden ayrılmak zorunda kalan kadının, ziynet eşyalarını alamadığı tanık beyanları veya ceza mahkemesi kararıyla ispatlanırsa, ziynetlerin davalıda kaldığı kabul edilir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, Esas No: 2012/17356, Karar No: 2013/9304, T. 28.05.2013).

2.2. İspat Yükünün Erkek Eşe Geçmesi ve İade Yükümlülüğünden Kurtulma Şartları

Kadın eş, ziynetlerin erkek eşin zilyetliğine geçtiğini ispatladığı anda, ispat yükü erkeğe geçer. Bu durumda, erkek eşin iade yükümlülüğünden kurtulabilmesi için, ziynetlerin:

  • İade edilmek üzere değil, iade şartı olmaksızın alındığını, VEYA
  • Kadının tamamen kendi rızasıyla ve geri istenmemek üzere müşterek ihtiyaçlar için harcandığını somut delillerle kanıtlaması gerekir (; ).

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, erkek eşin "ziynetlerin bozdurularak harcandığı" yönündeki beyanının, kadının rızasıyla bozdurulduğunu ispat etmediği sürece iade yükümlülüğünden kurtulmak için yeterli olmadığını açıkça belirtmiştir.

Eğer erkek eş, ziynetlerin emanet olarak alındığını iddia ederse, Yargıtay, düğünde takılan kadına özgü ziynet eşyalarının kaynağı ne olursa olsun (emanet dahi olsa) kadının kişisel malı olduğu yönündeki yerleşik içtihadı uygulamaktadır. Bu durumda, emanet alındığı iddia edilen ziynetler yönünden de kabul kararı verilmesi gerekir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2024/4997, Karar No: 2025/2198, T. 03.03.2025).

3. ZAMANAŞIMI VE HÜKMÜN İNFAZ EDİLEBİLİRLİĞİ

3.1. Zamanaşımı Süresi

Ziynet alacağı davası, mülkiyet hakkına dayanan bir istihkak davası niteliğinde olduğundan, eşyaların mevcut olması halinde zamanaşımı söz konusu olmaz. Ancak, eşyaların mevcut olmadığı ve istemin bedel (tazminat) alacağına dönüştüğü durumlarda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 146. maddesinde belirlenen on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, Esas No: 2012/14164, Karar No: 2013/7518, T. 29.04.2013).

TMK m. 178'de düzenlenen boşanmaya bağlı dava haklarına ilişkin bir yıllık zamanaşımı süresi, ziynet alacağı davalarında uygulanmaz.

TBK m. 153/3 hükmü gereğince, evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirlerinden olan alacakları için zamanaşımı süreleri işlemeye başlamaz veya başlamışsa durur. Bu nedenle, zamanaşımı süresi boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2020/317, Karar No: 2020/5382, T. 24.09.2020).

3.2. Kusurun Ziynet Talebine Etkisi

Ziynet eşyası davası, mülkiyet hakkına dayandığından, boşanma davasındaki kusur durumu bu talebi etkilemez. Yargıtay, boşanmaya neden olan olaylarda kusurlu olan tarafın dahi, kendisine ait olan kişisel mal niteliğindeki ziynet eşyalarının iadesini talep etme hakkına sahip olduğu yönünde istikrar kazanmış içtihatlara sahiptir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/2568, Karar No: 2023/5301, T. 08.11.2023).

3.3. Hükmün İnfaz Edilebilirliği ve Değerleme Anı

Ziynet eşyalarının aynen iadesinin mümkün olmadığı durumlarda, mahkeme bedelinin tahsiline karar verir. Ziynet eşyalarının bedeli talep edilmişse, esas alınacak değer, dava tarihindeki değerdir.

Mahkeme, HMK m. 297/2 uyarınca, hüküm altına aldığı ziynet eşyalarının cins, nitelik, miktar ve değerlerini (gram, ayar, TL karşılığı) ayrı ayrı göstermek zorundadır. Bu, hükmün açık ve infaz edilebilir olması için kritik öneme sahiptir. Hükümde ziynetlerin gram ve ayarlarının belirtilmemesi, kararın icra edilebilmesi açısından belirsizlik yaratır ve bozma sebebidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2020/939, Karar No: 2020/1624, T. 27.02.2020). Bu tespiti yapabilmek için bilirkişi raporunun denetime elverişli olması şarttır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2018/7058, Karar No: 2018/14308, T. 11.12.2018).

SONUÇ

Boşanma davalarında ziynet eşyası talepleri, kadının mülkiyet hakkını koruyan özel bir hukuki statüye sahiptir. Yargıtay'ın güncel içtihatları, düğün takılarının aidiyetini belirlerken, kadına özgü olanlar dışındaki ziynetlerin takılan eşe ait olacağı yönünde yeni bir yaklaşım benimsemiştir.

Ziynetlerin erkek eşin zilyetliğine geçtiğini ispat yükü kadına ait iken, erkek eşin iade yükümlülüğünden kurtulabilmesi için, ziynetleri iade şartı olmaksızın ve kadının rızasıyla harcadığını somut delillerle kanıtlaması gerekir. Bu ispat yükü yerine getirilemediği sürece, ziynetlerin bedelinin (dava tarihindeki değeri üzerinden) iadesine karar verilmesi gerekmektedir. Ziynet alacağı davalarında on yıllık genel zamanaşımı süresi, boşanma kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.